‘Çocukların hapsedilmesini konuşuyorsak geç kalmışızdır’

featured
0

Maltepe Çocuk Cezaevinde kalan iki çocukla yaptığımız görüşmelerde aktarılan şiddet, suç tekrarı ve geleceksizlik tablosu, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneğinden (CİSST) Avukat Cansu Şekerci ile yaptığımız görüşmeyle doğrulandı. Şekerci, çocukların özellikle suç tekrarıyla içeri girenlerle birbirlerine “tanıdık” hale geldiğini belirterek, cezaevlerinin çocuğu toplumsal hayata hazırlamadığını, aksine suç kültürünü yeniden üreten bir yapıya dönüştüğünü söyledi.

Tutuklu çocuklar hükümlü çocukların iki buçuk katından fazla!

CİSST’in “Hapiste Çocuk” Teması Uzmanı Avukat Cansu Şekerci, 1 Aralık 2025 itibarıyla cezaevlerinde bulunan çocuk sayısının 4 bin 666 olduğunu açıkladı. Şekerci, bu çocukların 1259’unun hükümlü, 3 bin 407’sinin ise tutuklu olduğunu belirtti. Bu rakamların, bir günde cezaevlerinde bulunan çocuk sayısını gösterdiğini vurgulayan Şekerci, çocuk hapishanelerindeki sirkülasyon dikkate alındığında bir yıl içinde hapsedilen çocuk sayısının çok daha yüksek olduğunun altını çizdi. En çarpıcı tablonun ise tutuklu yargılanan çocukların oranı olduğunu belirten Şekerci, “Tutuklu çocuk sayısı, hükümlü çocukların iki buçuk katından fazla. Bu durum, çocuklar açısından tutuklamanın istisna değil, neredeyse kural haline geldiğini gösteriyor” diye konuştu. Şekerci, genel mahpus nüfusunda hükümlü sayısı tutuklu sayısından katbekat fazla iken, çocuklar söz konusu olduğunda tablonun tamamen tersine döndüğünü vurguladı. “Tutuklamanın son çare olması gerektiğini söyleyen uluslararası sözleşmeler karşısında, Türkiye’deki uygulama çocuklar bakımından bunun tam tersini gösteriyor” dedi.

Hükümlü çocuklar için dört eğitimevi var

Şekerci’nin anlatımlarına göre; çocuklar bazen geçici süreyle bir çocuğun yetişkin hapishanesinde tutulabilirken, tutuklu kız çocukları çoğunlukla kadın cezaevlerinin çocuk koğuşlarında kalıyor. 

Hükümlü oğlan çocukları için Ankara, Elâzığ ve İstanbul’da; kız çocuklar için ise sadece İzmir’de eğitimevleri olduğunu belirtirken, tutuklu çocuklara ilişkin “Ankara, Diyarbakır, Hatay, İstanbul, İzmir, Kayseri, Mersin, Samsun ve Tekirdağ’da oğlan çocuklar için çocuk ve gençlik kapalı ceza infaz kurumları var. Tutuklu kız çocuklar ise kadın hapishanelerinin çocuk koğuşlarında tutuluyor” bilgisini paylaştı. 

Şekerci, çocuk ve gençlik kapalı ceza infaz kurumlarında barınma koşullarının mevzuata uygun işlemediğini belirterek, kapasite fazlasının ciddi sorunlara yol açtığını söyledi. Buna göre, çocuk kapalı cezaevlerinde her koğuşun 9 odadan oluşması ve her odada bir çocuğun kalması gerekirken, artan çocuk mahpus sayısı nedeniyle 9 kişilik koğuşlarda ortak alanlarda yatanlarla birlikte sayının 15’e kadar çıktığına dikkat çekti. Eğitimevlerinde ise koğuş sistemi yerine koridor düzeni ve her çocuğa ayrı oda öngörülmesine rağmen, uygulamada bir odada birden fazla çocuğun kaldığını aktaran Şekerci, yetişkin hapishanelerindeki çocuk koğuşlarında durumun daha da karmaşık olduğunu vurguladı. 

Akran şiddeti son derecek yaygın

Çocukların güvenliğinin yeterince sağlanıp sağlanmadığı sorusuna net bir yanıt verebilmek için hapishanelerin bağımsız ve düzenli biçimde izlenmesi gerektiğini söyleyen Şekerci, çocuk hapishanelerinde akran şiddetinin son derece yaygın olduğunu dile getirdi ve bu durumun çocukların güvenliğinin yeterince sağlanamadığını gösterdiğini aktardı. 

Şekerci, çocuklara verilen yemeklerin açık hapishanenin mutfağından geldiğini belirterek, “Yaptığımız sınırlı izlemelerde öğünlerin kalite açısından yetersiz olduğunu öğreniyoruz. Yemeğin paylaştırılması sırasında akran şiddetiyle de karşılaşıyoruz. Koğuştaki güçlü çocuklar, güçsüz çocukların payına düşen yemek üzerinde söz sahibi oluyor” diye konuştu.

Şekerci’nin gözlemlerine göre, cezaevlerindeki kurs ve etkinlikler çocuk sayısına kıyasla yetersiz, bunun sonucu olarak da bazı çocuklar bu etkinliklerden faydalanamıyor. Şekerci “Hangi çocuğun etkinliklere katılabileceğinin idarenin takdir yetkisine kaldığı durumda şu riskle karşılaşıyoruz: Daha makbul görülen çocuklar, etkinliklerden daha kolay yararlanabiliyor” ifadelerini kullandı. 

‘Hapishaneler çeteleşmeyi besliyor’

Toplumda şiddetin arttığına işaret eden Şekerci, “Bugün çocukların her akşam evlerine döndüğü okullarda bile şiddetin ne kadar arttığını görüyoruz. Senelerdir içeride olan, belki senelerce içeride kalacak çocukların şiddete maruz kalmadığını düşünmek gerçeklikten kopmaktır. Ancak çocuk mahpusların tutulma koşullarına dair bir şeffaflık yok. Bu nedenle her halükarda bağımsız denetime ihtiyacımız var” diye konuştu.

Cezaevine giren çocukların sistematik suçun ve çetelerin parçası haline geldiğini ifade eden Şekerci, buna karşı adli ya da sosyal bir önlem bulunmadığını söyledi. Şekerci, hapishane kültürünün çeteleşmeye zemin hazırladığını vurguladı. İçerideki çocukların, özellikle suç tekrarıyla cezaevine girenlerin, birbirlerine tanıdık hale geldiğini anlatan Şekerci, “Belki başka bir dosyada birlikte yer alıyorlar, belki birbirlerine hasımlar ya da her an hasım ya da dost olabilirler” dedi.

Çocuklar şiddeti anlatamıyor, avukatı olduğunu bilmiyor

Cezaevinde şiddete maruz kalan bir çocuğun başvurabileceği mekanizmaların son derece sınırlı olduğu belirtiliyor. Şekerci, bu durumun adım adım ele alınması gerektiğini vurgulayarak, çocuğun öncelikle ailesine durumu bildirebileceğini ancak bunun da güvenli bir yol olmadığını ifade ediyor. Şekerci, bazı durumlarda idarenin yaşanan şiddetten haberdar olmasına rağmen herhangi bir adım atmadığı düşüncesinin de çocukların başvuru iradesini zayıflattığını belirtiyor ve “Çocuklar, özellikle barodan atanan avukatları ile iletişime geçmekte büyük zorluklar yaşıyorlar. Pek çok çocuk, dosyada bir avukatı olduğunu bile bilmiyor” diyor.

Tutuklama eğitim hayatından koparıyor!

Özellikle tutuklu çocuklar açısından planlama yapmanın neredeyse imkansız olduğuna dikkat çeken Şekerci, “Öğrenimine devam ederken tutuklanan bir çocuk, kendi okuluyla ilişiği kesilip cezaevi kampüsündeki liseye mi yazılacak? Ne zaman tahliye olacak, sınavlarına yetişebilecek mi, devamsızlıktan kalacak mı? Bunların hiçbirine net cevap vermek mümkün değil. Çünkü tutuklu çocuklar yasaya göre tedbiren içeride ve her an çıkabilirler” diye konuştu. Bu durumun tutuklamayı, çocuğu eğitim hayatından koparan bir uygulamaya dönüştürdüğünü vurguladı.

Cezaevine girmeden önceki okullaşma oranı da düşük

Şekerci, çocukların cezaevine girmeden önceki okullaşma oranlarının da oldukça düşük olduğunu belirterek şunları ekledi: “Özellikle birden fazla kez cezaevine giren çocukların yıllar önce okulu bıraktığını ya da bırakmak zorunda kaldığını görüyoruz. Bu nedenle öğrenimden kopuş, sadece hapsedilmenin bir sonucu değil; aynı zamanda hapsedilmeye zemin hazırlayan unsurlardan biri olarak karşımıza çıkıyor.” 

Çocuklar nereye başvuru yapacaklarını bilmiyorlar

Hapishaneleri ziyaret etmekle görevli çeşitli kurumlar bulunduğunu hatırlatan Şekerci, çocukların maruz kaldıkları şiddeti Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, il ve ilçe insan hakları kurulları, adliyelerdeki adalet komisyonlarına bağlı ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurulları ile Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna (TİHEK) iletebileceğini belirtti. Ancak Şekerci, bu başvuru mekanizmalarının işlerlik kazanabilmesi için çocukların söz konusu kurulların kim olduğunu ve ne yaptıklarını bilmesinin, başvuru yaptıklarında ise misillemeye uğramayacaklarına dair güvence altında olmalarının şart olduğunu vurguladı. Çocukların dış dünyayla ilişkilerinin son derece sınırlı olduğunu ifade eden Şekerci, bu nedenle kamuoyuna yansıyan hak ihlallerinin, yaşananların yalnızca çok küçük bir bölümünü oluşturduğunu dile getirdi.

‘Islah planı yok’

Hapishanelerde çocuklar için bütünlüklü bir ıslah planı yapılmasının fiilen mümkün olmadığını dile getiren Şekerci, durumu şu örnekle anlattı: “300 tane çocuğu bir kuruma koyduğumuzu düşünelim. Dış dünyayla ilişkileri çok sınırlı. Yanlarına onlarca infaz koruma memuru ve üç tane psikolog koyduk. Çocukların bazısı dört ayda tahliye olacak, bazısı beş yılda, bazısı 25 yılda, bazısının ise ne zaman tahliye olacağını bilmiyoruz; davaları devam ediyor. Bu koşullarda nasıl bir ıslah planı belirleyebiliriz?”

“Hapishanelerde ıslahı aramak herhalde kimsenin beklediği bir sonuç değil” diyen Şekerci, “Peki hapishaneler neye yarıyor?” sorusunu yöneltti. Sahadan ve izlemelerden elde ettikleri verilerin hiçbir yerinde “onarım” olmadığını vurguladı.

Şekerci, hapishanelerin etkisine dair en anlamlı verilerden birinin tahliye olan mahpusların yeniden suça karışma oranları olduğunu belirtti. Bu konuda TBMM’de çocuklara ilişkin istatistiklerin özellikle sorulduğu birden fazla yazılı soru önergesi verildiğini hatırlatan Şekerci, “Ancak bu sorulara cevap verilmedi” dedi.

Çözüm hapishane değil!

Çözümün nerede aranması gerektiğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Avukat Şekerci, bunun hangi sorunun çözülmek istendiğine göre değiştiğini söyledi. Yasama, yürütme, yargı, sivil toplum ve toplumun tamamının bu sorumluluğun ortağı olduğunu ifade eden Şekerci, şunları kaydetti:

“Eğer amacımız meseleyi sadece bir süreliğine göz önünden kaldırmaksa hapishaneye koymak bir çözüm olabilir. Ancak amacımız çocukların suç tekrarını ve suç riskini ortadan kaldırmak, toplumu korumaksa cevap hapishane değil. Diğer yandan çözümü çocukların hapsedilmesini tartıştığımız noktada aramak geç kaldığımız anlamına da geliyor. Çocuğun adli sisteme ilk temas ettiği an risk ve ihtiyaçlarının değerlendirilmesi, sıra hapsedilmeye gelmeden çocuk suçluluğu ile mücadele edilmesi gerekiyor.”

‘2020’den bu yana cezaevlerinde kaç çocuk hayatını kaybetti?’

Cezaevlerinde yaşanan çocuk ölümlerine ilişkin bilgi edinmenin ciddi biçimde engellendiğini söyleyen Şekerci, yaptıkları başvurulara çoğu zaman ayrıntılı ve açıklayıcı yanıtlar alamadıklarını belirtti. Şekerci, konuya ilişkin son bilgi edinme başvurularını mayıs 2025’te yaptıklarını aktararak, şunları söyledi: “2020’den bu yana gerçekleşen çocuk ölümlerine dair yıl ve ölüm orijini bazında istatistik talep ettik. Ancak bu başvuru, ‘kurum içi işleyişe dair bilgi’ olduğu gerekçesiyle yanıtsız bırakıldı.”

Hapishanelerdeki çocuk ölümlerine dair ulaşabildikleri en güncel verinin 2022 yılında yapılan bir bilgi edinme başvurusuna dayandığını ifade eden Şekerci, şu bilgileri paylaştı: “Bu başvuruya verilen yanıta göre, 1 Ocak 2010-31 Aralık 2021 tarihleri arasında hapishanelerde toplam 21 çocuk hayatını kaybetti.”

‘Çocukların hapsedilmesini konuşuyorsak geç kalmışızdır’
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Nujin Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!