Bartın” Bu gözaltıların, Rojava’ya yönelik saldırılara karşı yapılan protestolarla bağlantılı olması, meselenin yalnızca bir güvenlik uygulaması değil, ifade özgürlüğü ve barışçıl gösteri hakkına yönelik açık bir müdahale olduğunu göstermektedir. Rojava’da halkların yaşam hakkını hedef alan ve soykırım tehdidi boyutuna ulaşan saldırılara karşı yükselen toplumsal tepkinin bastırılması; insani duyarlılığın, vicdani itirazın ve demokratik katılımın cezalandırılması anlamına gelmektedir. Bu yaklaşım, barış ve demokratik toplum hedefiyle açık bir çelişki içindedir.
İçişleri ve Adalet Bakanlıkları, yaşanan bu sürecin hukuki sorumluluğunu taşımaktadır. Demokratik bir hukuk devletinde, soykırım tehdidine karşı ses yükselten yurttaşların değil, yaşam hakkını tehdit eden politikaların sorgulanması gerekir. Bu nedenle gözaltılar derhal sonlandırılmalı, yurttaşlar koşulsuz biçimde serbest bırakılmalıdır. Aksi yöndeki her uygulama, hukuk güvenliğini zedeleyen, toplumsal barışı aşındıran ve devletin demokratik meşruiyetine zarar veren bir tutum olarak tarihe geçecektir.
