Birçok kadın örgütü, milletvekili ve kadın; Kabaiş, Taş ve şüpheli şekilde ölü bulunan tüm kadınlar için, şüpheli ölüm dosyalarında tüm delillerin usulüne uygun biçimde toplanması, cezasızlık politikalarına son verilmesi ve kadınların yaşam hakkının korunması talepleriyle eyleme katıldı. Kadınlar, şüpheli kadın ölümlerine ilişkin soruşturmalardaki ihmallere dikkat çekerken, bu ölümlerin aydınlatılmasının temel koşulunun kadınların örgütlü mücadelesi olduğunu vurguladı.





Ne olmuştu?
8 Şubat’ta Bahar Taş, Milas’ta patronu T.T. ve tekne sahibi S.E.’nin bulunduğu bir teknede şüpheli şekilde ölü bulundu. Taş’ın ölümünün ardından yürütülen soruşturmada birçok eksiklik olduğu öne sürüldü. T.T. ve S.E.’nin çelişkili ifadeleri, olay yerindeki delillerin şüpheli bir ölüm vakasında olması gerektiği gibi özenle toplanmaması, Taş’ın iş arkadaşları ile tanıkların dinlenmemesi ve T.T. ile S.E.’nin gözaltına alındıktan kısa süre sonra serbest bırakılması gibi pek çok ihmal tespit edildi.
Bunun üzerine birçok ilde kadınlar, “Bahar Taş’a ne oldu?” sorusuyla bir araya gelerek ihmallere tepki gösterdi.
2024 yılında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in şüpheli şekilde ölü bulunmasının ardından da soruşturmaya ilişkin birçok ihmal olduğu ve soruşturmanın yönlendirilmeye çalışıldığı iddiaları ortaya atılmıştı.
Kabaiş’in ailesi, vali ve emniyet yetkililerinin kendilerini Kabaiş’in intihar ettiğine inandırmaya çalıştığını belirtti; hemen sonrasında medyada “intihar” yönünde haberlerin yayımlandığına dikkat çekti. Bu süreçten itibaren Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencileri, Kabaiş’e ne olduğunu ısrarla sormaya devam etti. Ancak üniversite yönetiminin öğrencileri polisle karşı karşıya getirdiği ve Kabaiş hakkında yapılan sosyal medya paylaşımlarına erişim engeli talep ettiği ifade edildi.
Kadınların ve Kabaiş’in ailesinin ısrarlı mücadelesi sonucunda, bir yıl önce hazırlandığı ancak ne aileyle ne de kamuoyuyla paylaşıldığı belirtilen ATK raporu ortaya çıktı. Raporda Kabaiş’in yüksek ihtimalle cinsel saldırıya maruz kalmış olabileceğine işaret eden bulgular bulunduğu öne sürüldü.
