Bugün buradan konuşacağımız konu yalnızca dini bir mesele değildir. Aynı zamanda toplumsal bir mesele, ahlaki bir mesele ve adalet meselesidir. Konumuz: Kur’an-ı Kerim’de kadının yeri.
Çünkü bugün dünyada, özellikle de bizim coğrafyamızda, din adına konuşulan birçok söz vardır. Ama bazen din adına söylenenler ile Kur’an’ın söylediği arasında ciddi farklar olabiliyor. Kadın konusu da tam olarak böyle bir konudur.
Çünkü çoğu zaman kadınların karşı karşıya kaldığı eşitsizlikler, baskılar ve haksızlıklar dinle ilişkilendirilmeye çalışılır. Oysa Kur’an’a baktığımızda bambaşka bir tablo görürüz.
Kur’an kadını ikinci sınıf bir varlık olarak görmez. Kur’an’ın ölçüsü cinsiyet değildir. Kur’an’ın ölçüsü iman, ahlak ve sorumluluktur.
Nitekim Kur’an-ı Kerim şöyle buyurur:
“Erkek olsun kadın olsun kim salih amel işlerse ona güzel bir hayat yaşatırız.”
(Nahl Suresi 16/97)
Bu ayet çok açık bir gerçeği ortaya koyar: Allah katında kadın ve erkek arasında değer farkı yoktur. Üstünlük yalnızca takvada, yani ahlakta ve sorumluluk bilincindedir.Kur’an’ın dikkat çekici özelliklerinden biri de şudur: Kadın ve erkeği birlikte muhatap alır. Kur’an kadını edilgen bir varlık olarak değil, toplumun aktif bir öznesi olarak tanımlar.
Bu yüzden Kur’an şöyle buyurur:
“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir.”
(Tevbe Suresi 9/71)Bu ayet sadece dini bir ifade değildir. Aynı zamanda toplumsal bir ilke ortaya koyar. Yani kadın toplumun dışında değildir. Kadın yalnızca evin içinde tanımlanan bir varlık değildir. Kadın, toplumun kurucu aktörlerinden biridir.
Kadın ve erkek birlikte iyiliği yaymak, kötülüğü engellemek ve adaleti ayakta tutmakla sorumludur.
Kur’an yalnızca manevi alanda değil, ekonomik ve sosyal haklar konusunda da kadını tanır ve korur.
Kur’an şöyle buyurur:
“Erkeklerin kazandıklarından bir payı olduğu gibi kadınların da kazandıklarından bir payı vardır.”
(Nisa Suresi 4/32)
Bu ayet tarihsel açıdan son derece devrimci bir ilkedir. Çünkü Kur’an kadının emeğini, mülkiyet hakkını ve ekonomik varlığını açıkça tanımaktadır. Bugün bile dünyanın birçok yerinde kadın emeği görünmez kılınırken, Kur’an bundan 14 asır önce kadının ekonomik haklarını açık bir şekilde ifade etmiştir.Kur’an aynı zamanda kadının iradesini ve onurunu da korur.
Kur’an şöyle buyurur:
“Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helal değildir.”
(Nisa Suresi 4/19)Bu ayet kadının bir eşya gibi görülmesini, zorla evlendirilmesini ve iradesinin yok sayılmasını açık bir şekilde reddeder. Kur’an kadını irade sahibi bir insan olarak tanımlar.
Kur’an’da ayrıca dikkat çekici bir durum daha vardır. Kur’an’da adıyla anılan tek kadın Hz. Meryem’dir. Hatta Kur’an’da onun adıyla anılan bir sure vardır: Meryem Suresi.
Bu durum bize şunu gösterir: Kur’an kadını yalnızca bir kimliğin parçası olarak değil, bağımsız bir şahsiyet olarak tanır.Kur’an Hz. Meryem’i şöyle anlatır:
“Meryem iffetini korudu, biz ona ruhumuzdan üfledik.”
(Tahrim Suresi 66/12)Hz. Meryem yalnızca bir anne olarak değil; imanı, direnci ve ahlaki duruşuyla bütün insanlığa örnek gösterilen bir şahsiyettir.
Burada çok önemli bir noktaya geliyoruz. Kur’an’ın temel mesajlarından biri adalettir.
Kur’an şöyle buyurur:
“Şüphesiz Allah size adaleti emreder.”
(Nahl Suresi 16/90)
Ve yine Kur’an insanın onurunu şöyle ifade eder:“Andolsun biz insanı değerli kıldık.”
(İsra Suresi 17/70))
Bu ayette geçen “insan” ifadesi hem kadını hem erkeği kapsar. Çünkü Kur’an insanı bir bütün olarak değerli kabul eder.Bu yüzden Kur’an’ı doğru okuduğumuzda çok net bir sonuç ortaya çıkar:
Kur’an kadını bastıran değil, onurlandıran bir kitaptır.
Ancak şunu da dürüstçe söylemek gerekir: Tarih boyunca bazı toplumlarda erkek egemen kültür, dinin önüne geçmiş ve Kur’an’ın adalet mesajı yeterince anlaşılmamıştır.
Bu nedenle bugün yapılması gereken şey, Kur’an’ı yeniden adalet, insan onuru ve eşit sorumluluk perspektifiyle okumaktır.
Çünkü kadın özgür olmadan adalet gerçekleşmez. Adalet gerçekleşmeden de sağlıklı bir toplum kurulamaz.
.
Ben sözlerimi güçlü bir düşünceyle bitirmek istiyorum:Eğer bir toplumda kadınların sesi bastırılıyorsa,
kadınların emeği görünmez kılınıyorsa,
kadınların iradesi yok sayılıyorsa,
orada adaletten söz etmek mümkün değildir.Çünkü Kur’an’ın mesajı açıktır:
Kadın özgür olmadan adalet gerçekleşmez.
Adalet gerçekleşmeden de toplum huzura kavuşamaz.Unutmayalım ki kadın yalnızca toplumun yarısı değildir;
toplumun vicdanının yarısıdır.
Kadın onurlu yaşarsa toplum onurlu yaşar.
Kadın güçlü olursa adalet güçlenir.
